الحجر
Hicr
Al-Ḥijr
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
İlerlemeyi takip et!
Giriş yapHazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz. [21]
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız. [22]
Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız. [23]
And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz. [24]
Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir. [25]
And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık. [26]
Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık. [27]
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti. [28]
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti. [29]
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi. [30]
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi. [31]
Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi. [32]
O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi. [33]
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi. [34]
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi. [35]
"Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi. [36]
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi. [37]
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi. [38]
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi. [39]
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi. [40]