نوح
Nuh
Nūḥ
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
إِنَّآ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
"Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.
Çeviri Yazı
innâ erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî en enẕir ḳavmeke min ḳabli ey ye'tiyehüm `aẕâbün elîm.
قَالَ يَـٰقَوْمِ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
Çeviri Yazı
ḳâle yâ ḳavmi innî leküm neẕîrum mübîn.
أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ
"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
Çeviri Yazı
eni-`büdü-llâhe vetteḳûhü veeṭî`ûn.
يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
Çeviri Yazı
yagfir leküm min ẕünûbiküm veyüeḫḫirküm ilâ ecelim müsemmâ. inne ecele-llâhi iẕâ câe lâ yü'eḫḫar. lev küntüm ta`lemûn.
قَالَ رَبِّ إِنِّى دَعَوْتُ قَوْمِى لَيْلًا وَنَهَارًا
Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."
Çeviri Yazı
ḳâle rabbi innî de`avtü ḳavmî leylev venehârâ.
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَآءِىٓ إِلَّا فِرَارًا
"Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."
Çeviri Yazı
felem yezidhüm dü`âî illâ firârâ.
وَإِنِّى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوٓا۟ أَصَـٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَٱسْتَغْشَوْا۟ ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ ٱسْتِكْبَارًا
"Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
Çeviri Yazı
veinnî küllemâ de`avtühüm litagfira lehüm ce`alû eṣâbi`ahüm fî âẕânihim vestagşev ŝiyâbehüm veeṣarru vestekberü-stikbârâ.
ثُمَّ إِنِّى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا
"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."
Çeviri Yazı
ŝümme innî de`avtühüm cihârâ.
ثُمَّ إِنِّىٓ أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا
"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."
Çeviri Yazı
ŝümme innî a`lentü lehüm veesrartü lehüm isrârâ.
فَقُلْتُ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارًا
Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
Çeviri Yazı
feḳultü-stagfirû rabbeküm innehû kâne gaffârâ.
يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا
Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
Çeviri Yazı
yürsili-ssemâe `aleyküm midrârâ.
وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَٰلٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّـٰتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَـٰرًا
"Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."
Çeviri Yazı
veyümdidküm biemvâliv vebenîne veyec`al leküm cennâtiv veyec`al leküm enhârâ.
مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا
"Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."
Çeviri Yazı
mâ leküm lâ tercûne lillâhi veḳârâ.
وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا
"Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."
Çeviri Yazı
veḳad ḫaleḳaküm aṭvârâ.
أَلَمْ تَرَوْا۟ كَيْفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبْعَ سَمَـٰوَٰتٍ طِبَاقًا
"Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"
Çeviri Yazı
elem terav keyfe ḫaleḳa-llâhü seb`a semâvâtin ṭibâḳâ.
وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًا
"Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."
Çeviri Yazı
vece`ale-lḳamera fîhinne nûrav vece`ale-şşemse sirâcâ.
وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ نَبَاتًا
"Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."
Çeviri Yazı
vellâhü embeteküm mine-l'arḍi nebâtâ.
ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا
"Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."
Çeviri Yazı
ŝümme yü`îdüküm fîhâ veyuḫricüküm iḫrâcâ.
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ بِسَاطًا
"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
Çeviri Yazı
vellâhü ce`ale lekümü-l'arḍa bisâṭâ.
لِّتَسْلُكُوا۟ مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا
"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
Çeviri Yazı
liteslükû minhâ sübülen ficâcâ.