الشعراء
Şuara
Ash-Shuʿarāʾ
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ
İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları: "İşte yakalandık" dediler.
Çeviri Yazı
felemmâ terâe-lcem`âni ḳâle aṣḥâbü mûsâ innâ lemüdrakûn.
قَالَ كَلَّآ ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ
Musa: "Hayır; Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi.
Çeviri Yazı
ḳâle kellâ. inne me`iye rabbî seyehdîn.
فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ
Bunun üzerine Biz Musa'ya: "Değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi.
Çeviri Yazı
feevḥaynâ ilâ mûsâ eni-ḍrib bi`aṣâke-lbaḥr. fenfeleḳa fekâne küllü firḳin keṭṭavdi-l`ażîm.
وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْـَٔاخَرِينَ
İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık.
Çeviri Yazı
veezlefnâ ŝemme-l'âḫarîn.
وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.
Çeviri Yazı
veenceynâ mûsâ vemem me`ahû ecme`în.
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
Öbürlerini suda boğduk.
Çeviri Yazı
ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Çeviri Yazı
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Doğrusu Rabbin, güçlü olandır, merhamet edendir.
Çeviri Yazı
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ
Onlara İbrahim'in kıssasını anlat.
Çeviri Yazı
vetlü `aleyhim nebee ibrâhîm.
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ
İbrahim, babasına ve milletine: "Nelere tapıyorsunuz?" demişti.
Çeviri Yazı
iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ ta`büdûn.
قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَـٰكِفِينَ
"Putlara tapıyoruz, onlara bağlanıp duruyoruz" demişlerdi.
Çeviri Yazı
ḳâlû na`büdü aṣnâmen feneżallü lehâ `âkifîn.
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
Çeviri Yazı
ḳâle hel yesme`ûneküm iẕ ted`ûn.
أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
Çeviri Yazı
ev yenfe`ûneküm ev yeḍurrûn.
قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ
"Hayır ama, babalarımızı da bu şekilde ibadet ederken bulduk" demişlerdi.
Çeviri Yazı
ḳâlû bel vecednâ âbâenâ keẕâlike yef`alûn.
قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Çeviri Yazı
ḳâle eferaeytüm mâ küntüm ta`büdûn.
أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Çeviri Yazı
entüm veâbâükümü-l'aḳdemûn.
فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Çeviri Yazı
feinnehüm `adüvvül lî illâ rabbe-l`âlemîn.
ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Çeviri Yazı
elleẕî ḫaleḳanî fehüve yehdîn.
وَٱلَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Çeviri Yazı
velleẕî hüve yuṭ`imünî veyesḳîn.
وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Çeviri Yazı
veiẕâ meriḍtü fehüve yeşfîn.