الذاريات
Zariyat
Adh-Dhāriyāt
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
İlerlemeyi takip et!
Giriş yapKesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz? [21]
Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir. [22]
Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir. [23]
İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi? [24]
Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti. [25]
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti. [26]
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti. [27]
(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler. [28]
Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi. [29]
Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler. [30]
İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi. [31]
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler. [32]
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler. [33]
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler. [34]
Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık. [35]
Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk. [36]
Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık. [37]
Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik. [38]
Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi. [39]
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti. [40]