الشعراء
Şuara
Ash-Shuʿarāʾ
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Çeviri Yazı
lâ yü'minûne bihî ḥattâ yeravu-l`aẕâbe-l'elîm.
فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Çeviri Yazı
feye'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.
فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ
O zaman "Erteye bırakılmaz mıyız?" derler.
Çeviri Yazı
feyeḳûlû hel naḥnü münżarûn.
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı?
Çeviri Yazı
efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.
أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَـٰهُمْ سِنِينَ
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?
Çeviri Yazı
eferaeyte im metta`nâhüm sinîn.
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?
Çeviri Yazı
ŝümme câehüm mâ kânû yû`adûn.
مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?
Çeviri Yazı
mâ agnâ `anhüm mâ kânû yümette`ûn.
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.
Çeviri Yazı
vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ lehâ münẕirûn.
ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.
Çeviri Yazı
ẕikrâ. vemâ künnâ żâlimîn.
وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَـٰطِينُ
Kuran'ı şeytanlar indirmemiştir.
Çeviri Yazı
vemâ tenezzelet bihi-şşeyâṭîn.
وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ
Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez.
Çeviri Yazı
vemâ yembegî lehüm vemâ yesteṭî`ûn.
إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ
Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.
Çeviri Yazı
innehüm `ani-ssem`i lema`zûlûn.
فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ
O halde sakın Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap göreceklerden olursun.
Çeviri Yazı
felâ ted`u me`a-llâhi ilâhen âḫara fetekûne mine-lmü`aẕẕebîn.
وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ
Önce en yakın hısımlarını uyar.
Çeviri Yazı
veenẕir `aşîrateke-l'aḳrabîn.
وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Sana uyan müminleri kanatların altına al.
Çeviri Yazı
vaḫfiḍ cenâḥake limeni-ttebe`ake mine-lmü'minîn.
فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ
Sana başkaldırırlarsa: "Yaptıklarınızdan uzağım" de.
Çeviri Yazı
fein `aṣavke feḳul innî berîüm mimmâ ta`melûn.
وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Çeviri Yazı
vetevekkel `ale-l`azîzi-rraḥîm.
ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Çeviri Yazı
elleẕî yerâke ḥîne teḳûm.
وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّـٰجِدِينَ
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Çeviri Yazı
veteḳallübeke fi-ssâcidîn.
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Çeviri Yazı
innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.