الطور
Tur
Aṭ-Ṭūr
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَـٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَـٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ ۚ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.
Çeviri Yazı
velleẕîne âmenû vettebe`athüm ẕürriyyetühüm biîmânin elḥaḳnâ bihim ẕürriyyetehüm vemâ eletnâhüm min `amelihim min şey'. küllü-mriim bimâ kesebe rahîn.
وَأَمْدَدْنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.
Çeviri Yazı
veemdednâhüm bifâkihetiv velaḥmim mimmâ yeştehûn.
يَتَنَـٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.
Çeviri Yazı
yetenâza`ûne fîhâ ke'sel lâ lagvun fîhâ velâ te'ŝîm.
وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ
Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.
Çeviri Yazı
veyeṭûfü `aleyhim gilmânül lehüm keennehüm lü'lüüm meknûn.
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ
Birbirlerine dönüp soruşurlar:
Çeviri Yazı
veaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
Çeviri Yazı
ḳâlû innâ künnâ ḳablü fî ehlinâ müşfiḳîn.
فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
Çeviri Yazı
femenne-llâhü `aleynâ veveḳânâ `aẕâbe-ssemûm.
إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
Çeviri Yazı
innâ künnâ min ḳablü ned`ûh. innehû hüve-lberru-rraḥîm.
فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ
Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.
Çeviri Yazı
feẕekkir femâ ente bini`meti rabbike bikâhiniv velâ mecnûn.
أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ
Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz."
Çeviri Yazı
em yeḳûlûne şâ`irun neterabbeṣu bihî raybe-lmenûn.
قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ
De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim."
Çeviri Yazı
ḳul terabbeṣû feinnî me`aküm mine-lmüterabbiṣîn.
أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَـٰمُهُم بِهَـٰذَآ ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler?
Çeviri Yazı
em te'müruhüm aḥlâmühüm bihâẕâ em hüm ḳavmün ṭâgûn.
أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ ۚ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ
Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar.
Çeviri Yazı
em yeḳûlûne teḳavveleh. bel lâ yü'minûn.
فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ
Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler.
Çeviri Yazı
felye'tû biḥadîŝim miŝlihî in kânû ṣâdiḳîn.
أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَـٰلِقُونَ
Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir?
Çeviri Yazı
em ḫuliḳû min gayri şey'in em hümü-lḫâliḳûn.
أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ
Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar.
Çeviri Yazı
em ḫaleḳu-ssemâvâti vel'arḍ. bel lâ yûḳinûn.
أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler?
Çeviri Yazı
em `indehüm ḫazâinü rabbike em hümü-lmüṣayṭirûn.
أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ ۖ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
Çeviri Yazı
em lehüm süllemüy yestemi`ûne fîh. felye'ti müstemi`uhüm bisülṭânim mübîn.
أَمْ لَهُ ٱلْبَنَـٰتُ وَلَكُمُ ٱلْبَنُونَ
Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi?
Çeviri Yazı
em lehü-lbenâtü velekümü-lbenûn.
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
Çeviri Yazı
em tes'elühüm ecran fehüm mim magramim müŝḳalûn.