الصافات
Saffat
Aṣ-Ṣāffāt
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
Çeviri Yazı
ülâike lehüm rizḳum ma`lûm.
فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
Çeviri Yazı
fevâkih. vehüm mükramûn.
فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
Çeviri Yazı
fî cennâti-nne`îm.
عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
Çeviri Yazı
`alâ sürurim müteḳâbilîn.
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
Çeviri Yazı
yüṭâfü `aleyhim bike'sim mim me`în.
بَيْضَآءَ لَذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
Çeviri Yazı
beyḍâe leẕẕetil lişşâribîn.
لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
Çeviri Yazı
lâ fîhâ gavlüv velâ hüm `anhâ yünzefûn.
وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌ
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
Çeviri Yazı
ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi `în.
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَّكْنُونٌ
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
Çeviri Yazı
keennehünne beyḍum meknûn.
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ
Birbirlerine dönüp sorarlar:
Çeviri Yazı
feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌ
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
Çeviri Yazı
ḳâle ḳâilüm minhüm innî kâne lî ḳarîn.
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
Çeviri Yazı
yeḳûlü einneke lemine-lmüṣaddiḳîn.
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
Çeviri Yazı
eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemedînûn.
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.
Çeviri Yazı
ḳâle hel entüm müṭṭali`ûn.
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.
Çeviri Yazı
feṭṭale`a feraâhü fî sevâi-lceḥîm.
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."
Çeviri Yazı
ḳâle tellâhi in kitte letürdîn.
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ
"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."
Çeviri Yazı
velevlâ ni`metü rabbî leküntü mine-lmuḥḍarîn.
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
Çeviri Yazı
efemâ naḥnü bimeyyitîn.
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
Çeviri Yazı
illâ mevtetene-l'ûlâ vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.
Çeviri Yazı
inne hâẕâ lehüve-lfevzü-l`ażîm.