القلم
Kalem
Al-Qalam
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
Çeviri Yazı
fetenâdev muṣbiḥîn.
أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰرِمِينَ
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
Çeviri Yazı
eni-gdû `alâ ḥarŝiküm in küntüm ṣârimîn.
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَـٰفَتُونَ
"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
Çeviri Yazı
fenṭaleḳû vehüm yeteḫâfetûn.
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ
"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
Çeviri Yazı
el lâ yedḫulennehe-lyevme `aleyküm miskîn.
وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَـٰدِرِينَ
Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.
Çeviri Yazı
vegadev `alâ ḥardin ḳâdirîn.
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
Çeviri Yazı
felemmâ raevhâ ḳâlû innâ leḍâllûn.
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
Çeviri Yazı
bel naḥnü maḥrûmûn.
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.
Çeviri Yazı
ḳâle evseṭuhüm elem eḳul leküm levlâ tüsebbiḥûn.
قَالُوا۟ سُبْحَـٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ
"Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.
Çeviri Yazı
ḳâlû sübḥâne rabbinâ innâ künnâ żâlimîn.
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَـٰوَمُونَ
Birbirlerini yermeye başladılar.
Çeviri Yazı
feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetelâvemûn.
قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِينَ
Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."
Çeviri Yazı
ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ ṭâgîn.
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."
Çeviri Yazı
`asâ rabbünâ ey yübdilenâ ḫayram minhâ innâ ilâ rabbinâ râgibûn.
كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!
Çeviri Yazı
keẕâlike-l`aẕâb. vele`aẕâbü-l'âḫirati ekber. lev kânû ya`lemûn.
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.
Çeviri Yazı
inne lilmütteḳîne `inde rabbihim cennâti-nne`îm.
أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ
Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?
Çeviri Yazı
efenec`alü-lmüslimîne kelmücrimîn.
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
Çeviri Yazı
mâ leküm. keyfe taḥkümûn.
أَمْ لَكُمْ كِتَـٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?
Çeviri Yazı
em leküm kitâbün fîhi tedrusûn.
إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.
Çeviri Yazı
inne leküm fîhi lemâ teḫayyerûn.
أَمْ لَكُمْ أَيْمَـٰنٌ عَلَيْنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?
Çeviri Yazı
em leküm eymânün `aleynâ bâligatün ilâ yevmi-lḳiyâmeti inne leküm lemâ taḥkümûn.
سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"
Çeviri Yazı
selhüm eyyühüm biẕâlike za`îm.