الحاقة
Hakka
Al-Ḥāqqah
Çevirmen: Diyanet İşleri
Dil: Türkçe
Kaynak: tanzil.net/trans
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
Çeviri Yazı
fehüve fî `îşetir râḍiyeh.
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
Çeviri Yazı
fî cennetin `âliyeh.
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
Çeviri Yazı
ḳuṭûfühâ dâniyeh.
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."
Çeviri Yazı
külû veşrabû henîem bimâ esleftüm fi-l'eyyâmi-lḫâliyeh.
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰبِيَهْ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
Çeviri Yazı
veemmâ men ûtiye kitâbehû bişimâlihî feyeḳûlü yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
Çeviri Yazı
velem edri mâ ḥisâbiyeh.
يَـٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
Çeviri Yazı
yâ leytehâ kâneti-lḳâḍiyeh.
مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
Çeviri Yazı
mâ agnâ `annî mâliyeh.
هَلَكَ عَنِّى سُلْطَـٰنِيَهْ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
Çeviri Yazı
heleke `annî sülṭâniyeh.
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."
Çeviri Yazı
ḫuẕûhü fegullûh.
ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
"Sonra cehenneme yaslayın"
Çeviri Yazı
ŝümme-lceḥîme ṣallûh.
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";
Çeviri Yazı
ŝümme fî silsiletin ẕer`uhâ seb`ûne ẕirâ`an feslükûh.
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
"Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."
Çeviri Yazı
innehû kâne lâ yü'minü billâhi-l`ażîm.
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."
Çeviri Yazı
velâ yeḥuḍḍu `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.
فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَـٰهُنَا حَمِيمٌ
"Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."
Çeviri Yazı
feleyse lehü-lyevme hâhünâ ḥamîm.
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ
"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
Çeviri Yazı
velâ ṭa`âmün illâ min gislîn.
لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَـٰطِـُٔونَ
"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
Çeviri Yazı
lâ ye'külühû ille-lḫâṭiûn.
فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Çeviri Yazı
felâ uḳsimü bimâ tübṣirûn.
وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Çeviri Yazı
vemâ lâ tübṣirûn.
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Çeviri Yazı
innehû leḳavlü rasûlin kerîm.